2020 yılı itibarıyla 42 yaşında bir adamım. Şu ana dek birçok farklı partiye oy verdim. Sol gelenek içinde yetişmiş olmama rağmen Türkçü-Turancı bir adamım. İlk oyumu, Apo piçinin yakalanmasından dolayı DSP'ye vermiştim. Daha sonra Osman Pamukoğlu'nun söylemlerini beğendiğim için HEPAR'a oy verdim. Bir ara HEPAR'ın hiçbir şekilde söz sahibi olamayacağına kanaat getirdiğim için oyumu CHP'den yana kullandım. Baykal'ı hiç sevmedim, ama Kılıçdaroğlu ekibinin CHP'deki gerçek Atatürkçüleri tasviye etmesinden sonra oyumu MHP'ye verdim. MHP'nin AKP ile yakınlaşmasından sonra MHP'den de ciddi anlamda soğudum.
Yani hiçbir zaman partizan biri olmadım. Hiçbir zaman kişisel çıkarlarımı düşünmedim. Seçim zamanı ne gerekiyorsa onu yaptım.
AKP'ye ve HDP'ye hiç oy vermedim. AKP ve HDP benim asla oy vermeyeceğim iki partidir. Kafama silah bile dayasalar benim bu iki partiye oy vermem mümkün değildir. Çünkü AKP siyasal İslam'ın temsilcisi, HDP de PKK'nın temsilcisidir.
Bu yazıdaki konu, AKP ve CHP arasındaki ilginç bir durum.
AKP'li değilim. AKP'yi sevmiyorum.
Ama ortada bir gerçek var, şamar gibi yüzümüze çarpıyor.
AKP; PKK'lılarla birlikte megri megri yaptı, Kürtlere açılım yaptı, Apo piçinin mektubunu canlı yayında okudu, Şivan Perver ve Barzani denen şerefsizleri onur konuğu yaptı, Akil Adamlar diye ekip kurdu ve bu ekip AKP ile Kürtlerin hesabına çalıştı.
Hepimiz buna karşı çıktık. Sayıp sövdük. CHP'liler de sayıp sövdüler.
Şu an 2020'nin Ocak ayındayız. CHP'li İstanbul Büyükşehir Belediyesi, PKK'lı Selahattin Demirtaş'ın kitabını satıyor ve kitabın tiyatrosunu da sergiliyorlar. Bu etkinliklerde, bir zamanlar AKP'nin Kürtlere açılım yaptığı zamanlarda Akil Adamlar denen ekipte yer alan Kadir İnanır denen herif de var.
CHP'liler şu anda, bir zamanlar Akil Adamlar ekibinde yer alan Kadir İnanır denen herifi savunuyor.
Ulan bu ne biçim iştir?
AKP yapınca kötü olan şey CHP yapınca iyi mi oluyor? Bu CHP nasıl bir zihniyetin ürünüdür?
Zamanında Kürtlere taviz üstüne taviz veren AKP, o Kürtler hendekler kazmaya başladıklarında alayını bombalamıştı. Kürtlere adam olmaları için şans veren AKP, Kürtler bu sansı kullanamadıklarında alayının hakkından geldi.
Yani AKP Kürtleri adam yerine koyarken gerektiğinde aynı Kürtlere odunu veriyor. Bu cesarete sahip. Peki, CHP'de bu cesaret var mı? Şu anda AKP yerine CHP iktidar olsaydı Kürtler bağımsızlıklarını çoktan ilan etmişlerdi.
AKP'ye hiç oy vermemiş, AKP'den hiç de hoşlanmayan biri olarak bunu söylüyorum.
Ve bu millet bu kadar ekonomik soruna, yolsuzluklara, işsizliğe vesaireye rağmen işte tam da bu yüzden AKP'ye destek veriyor. Ekonominin içine etmelerine, adalet kavramını yok etmelerine, adam kayırma konusunda çıtayı zirveye çıkarmalarına rağmen bu insanlar AKP'ye tam da bu yüzden oy veriyorlar. Yani PKK'nın kucağına oturanları iktidara getirmektense AKP gibi bir partiyi iktidarda tutmayı tercih ediyorlar.
CHP artık açık açık PKK'lıların yanında yer alıyor. PKK'nın fahişesi olan Sakine Cansız denen karının kitabını bile alıp satmaktan çekinmiyorlar. Bahaneleri de hazır, "Bunlar bandrolü olan kitaplar." diyorlar. Bandrolü olunca ne fark ediyor?
Ben Atatürkçü ve Türk milliyetçisi biriyim. Ama artık orasında burasında Atatürk imzası bulunan insanlara hemen güvenemiyorum.
AKP gitmeyecek. Emin olun. CHP bu haldeyken AKP'nin kaybetmesi söz konusu bile değil.
İlk önce şunu belirtmeliyim, bu yazımızdaki bilgi ve belgeleri Sözcü adlı gazete ve Fox Tv gibi yanlı medyalarda bulamazsınız. A Haber ve Akit nasıl ki AKP hakkında yanlı yayınlar yapıyorsa Sözcü ve Fox Tv de CHP hakkında yanlı yayınlar yapıyor. Yani Sözcü ve Fox tv de yandaştır.
Konuya direkt girmek istiyorum. Belgelerle birlikte...
Bu adama, yani Ekrem İmamoğlu'na ben de destek verdim, ne olduğunu bilmiyordum. Dürüst
görünümüne, sakinliğine bakıp yanıldım. İstanbul'da yaşıyor olsaydım bu
adama oy verecektim. İyi ki İstanbul'da yaşamıyormuşum.
Ne zaman bu adamın gerçek niyetini anladım? PKK'nın ta kendisi olan HDP'yi savunmaya başladı ve ben bu adamın gerçek yüzünü gördüm. PKK'lı belediye başkanlarının görevden alınmasına tepki verdiğinde ilk önce "hata yapıyor" diye düşündüm. Sonra anladım ki onlardan tek farkı Atatürk'ü kendisine kamuflaj yapması. Bunun dışında onlardan hiç farkı yok.
CHP'lilerin pek savunduğu Ahmet Türk kimdir? İzleyin:
Ekrem İmamoğlu, işte bu PKK'lının derdine düştü. Bu PKK'lının hakkını savunmaya başladı. Buna "hata" diyorduk ki Ekrem İmamoğlu'nun gerçek yüzünü gördük.
Derken, Diyarbakır'a gidip PKK'lı Tahir Elçi'nin mezarını ziyaret etti ve bu PKK'lıdan övgüyle bahsetti. Videoyu sonuna kadar izleyin:
Adam alenen PKK'lı olan, PKK'nın bir terör örgütü
olmadığını iddia eden herifi öve öve bitiremiyor. Bu PKK'lıdan
"demokrasi şehidi" olarak bahsediyor, "çok iyi biriydi, çok değerli
biriydi" diyerek bahsediyor.
Tahir Elçi'nin PKK'lı olmadığını, PKK tarafından öldürüldüğünü iddia edenler de izlesinler:
İmamoğlu PKK militanı Tahir Elçi'nin mezarını ziyaret edip mezara çiçek bıraktı.
Bunun adı artık "hata, cehalet" değil, "ihanet"tir.
Hadi kayyum mayyum, demokrasi hesabına HDP'ye destek oldun... Bu PKK'lının mezarında ne işin var?
Peki, bu gibi durumlar CHP'nin ilk hatası mı? Elbette değil. Eskiden "Türkiye'nin kurtulması için CHP'nin kurtulması şart!" diye düşünürdüm. Ama CHP'nin kurtulmasına dair artık en ufak bir umudum yok.
AKP'lilere diyorsunuz ya "Hep A Haber izlemeyin, arada sırada Fox Tv de izleyin!" diye...
Bu sizin için de geçerli CHP'liler!
Herkese gülücükler saçan, "sakin, duyarlı, sabırlı, güleryüzlü" Ekrem İmamoğlu'nun şu görüntülerini Fox Tv'de falan bulamazsınız. Adam karakol basıyor, Türk polisine karşı ağza alınmayacak sözcükler kullanıyor, polisi resmen tehdit ediyor. İzleyin:
Aynı İmamoğlu, Beylikdüzü Belediye Başkanı iken kendisine soru soran gazeteciye cevap vermek yerine gazeteciyi korumalarına dövdürüyor:
İmamoğlu ve Erkan Karaarslan aynı karede:
Dürüst, saygılı, sakin, adeta sevgi pıtırcığı olarak tanıtmaya çalıştığınız İmamoğlu işte budur.
Hep Fox Tv izlemeyin, o kanalda bunları yayınlamazlar.
Kılıçdaroğlu ve tayfası PKK'lıları pek seviyor. İzleyin lütfen:
Bir CHP'linin yanında, üstelik de İstanbul'da "krdistan" diye
saçmalayan bir PKK'lı! Arkalarına da hiç utanmadan Atatürk'ün
fotoğrafını koymuşlar! İzleyin lütfen:
CHP'li Muharrem İnce, CHP'lilerin PKK'lılara olan sevgisini bir tık daha ileri götürüyor ve PKK'lı Ahmet Türk'e "abi" diye hitap ediyor. İzleyin:
CHP'lilerle PKK'lılar yanyana, "Biji serok Apo!" diye slogan atıyorlar:
Bir toplantıda mikrofonun açık kaldığını unutup "krdistan" diye saçmalayan bir CHP'li:
CHP'lilerin PKK sevgisi yeni bir şey değil elbet. Ta SHP zamanlarından kalma durumlar. SHP'ye kadar gitmeye hiç gerek yok gerçi. İzleyin:
Sezgin Tanrıkulu, bu videoda da Tunceli
İsyanı'nda bizzat Atatürk'ün emriyle, Atatürk'ün kızı Sabiha Gökçen'in de katıldığı operasyonla yok edilen isyancılar ve
katiller için "CHP adına" özür dilediğini söyleyerek CHP'nin Atatürk ile
hiçbir ilgisinin kalmadığını göstermektedir. İzleyin:
Ekrem İmamoğlu konusuna geri döneyim.
15
Temmuz 2016 tarihinde Belçika'da olan İmamoğlu, 16 Temmuz 2016'da
Twitter'da bunu yazıyor:
Aynı imamoğlu tescilli FETÖ'cü Erkan
Karaarslan'la da epey samimi... Çok acayip tesadüfler... "İmamoğlu İBB'nin vakıflara giden arpalarını kesti, o dinci vakıflara
giden paralar artık halka gidecek!" diyerek seviniyorsunuz ya, hiç
boşuna sevinmeyin. Bu saydığım kişileri bir araştırın. Kendiniz araştırın, hazıra konmayın.
FETÖ'nün tetikçisinden İmamoğlu itirafı:
PKK'lı Selahattin Demirtaş'la ailecek de görüşmekteler. Lütfen izleyin:
Hep hatırlatacağım. Sürekli aynı konudan bahsedeceğim.
Selahattin Demirtaş gibi PKK'lıları savunuyorsanız, Selahattin
Demirtaş gibi PKK'lıları savunanları sevip sayıyorsanız sadece
ve sadece iki ihtimal var:
Selahattin Demirtaş'ın PKK'lı olduğunu bilmiyorsunuz!
Selahattin Demirtaş'ın PKK'lı olduğunu biliyorsunuz ve bile bile bunları savunuyorsunuz!
Hiç bana demokrasi memokrasi demeyin!
Selahattin Demirtaş'ın PKK'lı olmadığını düşünenlerdenseniz lütfen videoyu izleyin:
CHP, Atatürk'ün partisi veya Atatürk'ün temsilcisi değildir.
CHP soldur.
Atatürk ise sağcı veya solcu değildi.
Biz de sağcı veya solcu değiliz. Biz Atatürkçüyüz.
Atatürk milliyetçisi de değiliz. Atatürk milliyetçiliği diye bir şey
yoktur. Türk milliyetçiliği vardır. Biz de Atatürk gibi Türk
milliyetçisiyiz.
Bu arada, Diyanet 30 Ağustos'ta Atatürk'ü anmadı diye veryansın edenlere sormak istiyorum:
HDP de 30 Ağustos'ta Atatürk'ü anmadı. Buna da tepki verdiniz mi?
Tepki vermediniz. Çünkü HDP'nin azılı bir Atatürk düşmanı ve Türk düşmanı olduğunu çok iyi biliyorsunuz.
O halde siz Atatürkçü geçinenler, neden HDP'nin yanındasınız? HDP'ye neden destek oluyorsunuz?
HDP'nin azılı bir Atatürk düşmanı ve Türk düşmanı olduğunu bilmiyorsanız salaksınız demektir.
HDP'nin azılı bir Atatürk düşmanı ve Türk düşmanı olduğunu biliyor ve
buna rağmen HDP'ye destek olmaya devam ediyorsanız Atatükçülükle hiçbir
ilginiz yok demektir.
Her sakallıyı ahlâklı ve imanlı sananlara "koyun" diyorsunuz ya...
Hah, o koyunların solcu versiyonu olmayın.
Fotoğrafa iyi bakın.
Orasına burasına Atatürk rozeti takan, iki lafından biri Atatürk olan herkesi Atatürkçü sanmayın.
Akıllı olun.
CHP'yi eleştirdiğimde AKP'li olduğumu iddia eden CHP'liler ile AKP'yi
eleştirdiğimde CHP'li olduğumu iddia eden AKP'liler kafa
kafaya yarışırlar.
AKP, CHP, HDP, MHP, BBP, İyi Parti, DSP, Vatan Partisi, HEPAR, SP vesaire benim için aynı şeydir.
Siz vatansever değil, partiseversiniz.
Aman! Partilerinizin yanlışlarına hiç laf etmeyin, ama aynı yanlışları diğer partiler yaptığında mangalda kül bırakmayın.
Dediğim gibi, siz partiseversiniz.
Sonuç olarak;
Ahmet Türk bir HDP'li mi? Evet.
HDP ile PKK aynı şey mi? Evet.
Ahmet Türk belediye başkanı olur olmaz şehit ailelerinin belediyedeki işlerine son vermiş midir? Evet.
O halde?
Ciğeri beş para etmez PKK'lıların derdi Atatürkçülere mi düştü?
Siz Atatürkçülüğün ne olduğunu bilmeyen zavallılarsınız!
Kayyum kararı doğrudur.
Sonuç olarak, yeri de gelmişken;
Ben hiçbir siyasi partiye veya siyasetçiye bağlı değilim. Benim biat
ettiğim herhangi bir siyasi parti veya siyasetçi yok. Hiçbir siyasi
partiyle veya siyasetçiyle zerre kadar işim olmaz. Doğru işler yapanı
beğenirim, yanlış işler yapanı da hiç acımadan eleştiririm.
Yani benim siyasi bir kaygım yok.
"Aman şöyle diyeyim de bizimkiler kazansın, böyle diyeyim de insanlar
bizimkilere oy versin, şöyle diyeyim de şunlara oy vermesinler..."
gibisinden geri zekâlılıklar yapmam. Benim eleştiremeyeceğim siyasi
parti veya siyasetçi henüz icat edilmedi. Çünkü hiçbir siyasetçi veya
siyasi parti Türkiye Cumhuriyeti'nden ve Türk Milleti'nden daha değerli
ve önemli değil benim için.
Yani şu parti kazanmış, bu parti
kaybetmiş, benim zerre kadar umurumda değil. Umurumda olan tek şey
Türkiye Cumhuriyeti ve Türk Milleti. Gerisi hikâye.
O yüzden ben gerekli gördüğümde siyasileri överim, gerekli gördüğümde siyasileri açık açık eleştiririm.
Çoğunuzdan farkım bu.
Çoğunuz "Aman partim zarar görmesin!" deyip susarsınız, eleştirmezsiniz, yanlışa yanlış demezsiniz. Her neyse...
Konuya geleyim. İyi okuyun. Çok iyi okuyun.
Recep Tayyip Erdoğan İstanbul'un belediye başkanı idi. Bir ara mağdur
edildi. Medya tarafından yağlandı, ballandı, şu anda Türkiye'nin
başında.
Şimdi de Ekrem İmamoğlu İstanbul'un belediye başkanı. O da bir ara mağdur edildi. Medya onu da yağlayıp ballıyor.
Cumhurbaşkanlığı seçiminde belli ki Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısına rakip olarak Ekrem İmamoğlu getirilecek.
Din kardeşliği üzerinden etnik bölücülere siyaset adına ödün üzerine ödün verilmesinden
bıkan bu millet, bu sefer de hümanizm üzerinden etnik bölücülere ödün
üzerine ödün verenleri seçecek.
Bunun yolunu yapıyorlar.
Seçerler mi?
Seçerler.
Recep Tayyip Erdoğan'ın karşısına Ekrem İmamoğlu'nu çıkartacaklar.
Ekrem İmamoğlu seçilirse bu ülkede yıllardır yapılan etnik bölücülük
zafer kazanmış olacak.
Bunu da Ekrem İmamoğlu'yla yapacaklar. HDP'lilerle yanyana olan Kemal
Kılıçdaroğlu, Canan Kaftancıoğlu, Muharrem İnce, Sezgin Tanrıkulu gibi
kişilerle yapacaklar. Yani Atatürk'ün partisi diye yutturdukları, ama
Atatürk'le uzaktan veya yakından bir ilgisi kalmamış olan CHP ile
yapacaklar bunu.
Açık açık yazdım. Tek seferde okumakla anlaşılabilecek bir şeyden bahsettim.
İnsanlara bir türlü anlatamadık gitti: Terörün dini, imanı, dinlisi, dinsizi, sağcısı, solcusu, komünisti, sosyalisti, faşisti, ırkçısı, ırklısı, ırksızı, şucusu, bucusu olmaz. Terörün hepsi aynı kapıya çıkar, hepsi aynı halttır. PKK neyse Taliban odur, ASALA neyse IRA odur, ETA neyse Taliban odur, Hizbullah neyse THKO odur, liste uzayıp gider. Hiçbirinin aslında diğerinden bir farkı yoktur.
Apo denen herif Deniz Gezmiş'in hayranı değil miydi? Deniz Gezmiş'in en yakın adamlarından biri olan Ömer Ayna, en ateşli Apoculardan olan Emine Ayna'nın eğiticisi ve çok yakın akrabası değil miydi? Deniz Gezmiş yasadışı silahlı örgüt kurup güvenlik güçleriyle çatışmaya girmedi mi? Deniz Gezmiş kurduğu yasadışı örgüte (terör örgütü) finans sağlamak için soygun ve gasp yapmadı mı? PKK'nın siyasi uzantısı olan BDP'nin sözde vekilleri her sene Deniz Gezmiş'i anmıyorlar mı? DAHA SAYAYIM MI?
Kürtlerin çoğunluğu PKK'nın terörist olduğunu kabul etmezler (en azından benim bir şekilde tanıdığım çoğu Kürt, PKK'ya bir türlü "terör örgütü" diyemiyor). İslam adı altında din tüccarlığı ve din siyaseti yapan tipler de okul basıp çoluk çocuğu kurşuna dizen Çeçen teröristlerin terörist olduklarını kabul etmezler. Sosyalist geçinenlerin çoğu da Marksist/Leninist çıkışlı olan THKO ve buna benzer terör örgütlerinin terörist olduklarını kabul etmezler.
Sosyalisti, İslamcısı, şucusu, bucusu, insanlığı hiç kimselere bırakmayıp ve hümanizm hakkında bol keseden sallayıp kendi dünya görüşlerine yakın olan terör odaklarını kahraman ilan ediyorlar. Buna karşılık, hümanizm denen saçmalıkla uzaktan veya yakından ilgisi olmayan ve üstelik ırkçı olan benim gibi insanların bu kaypaklığa karşı çıkıyorlar. Bir yanda terör odaklarını masum ve kahraman gibi göstermeye çalışan hümanistler, öte yanda terörün her türlüsünü lanetleyen ırkçılar... Şimdi soruyorum: Bu ne iştir?
Deniz Gezmiş'in Amerikan emperyalizmine karşı olduğu söyleniyor. Doğrudur. Deniz Gezmiş Amerikan emperyalizmine karşıdır. Bizler de Amerikan emperyalizmine karşıyız. Ancak; Deniz Gezmiş Amerikan emperyalizmine (KAPİTALİZM) karşıyken Rus emperyalizmini (KOMÜNİZM) savunmuştur. Dolayısıyla Deniz Gezmiş bir emperyalizm karşıtı değildir. Eğer emperyalizm karşıtı olsaydı, adı emperyalizm olan her şeye karşı çıkması gerekirdi.
Bizler Amerikan emperyalizmine de karşıyız, Rus emperyalizmine de karşıyız. Buna ilaveten, Arap emperyalizmine de karşıyız (İslam adı altında dikte edilen Arap/Emevi gelenek görenekleri, türban, cübbe, kara çarşaf, cemaat, tarikat vesaire).
Amerika'nın 6. Filosuna taş atmış... Doğrudur, yapmıştır. İyi de yapmıştır. Buradan yola çıkarak Deniz Gezmiş'i savunanlar ve ona "kahraman, vatansever" diyenler onun ve ekibinin Türk askerine neden ateş açtığını da kendilerine sormalıdırlar. Amerikan askerlerine taş atan Deniz Gezmiş ve ekibi, Türk askeriyle silahlı çatışmaya girmişlerdir.
Deniz Gezmiş'in eylemlerini düşünürsek, eylemlerinin bariz bir şekilde terör eylemi olduğunu görürüz. Silahlı örgüt kurmak, güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girmek, örgütüne para sağlamak için soygun yapmak, adam yaralamak, gasp yapmak, tüm bunları organize bir şekilde yapmak bariz bir şekilde terör eylemine girmektedir.
Deniz Gezmiş'in bugün en ateşli savunucularının PKK başta olmak üzere çeşitli terör örgütlerinin sempatizanlarının ve temsilcilerinin olduğunu düşünürsek, durum daha da netleşecektir.
Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının bazı eylemleri:
29.12.1970'te Ankara Kavaklıdere'deki polis noktasını kurşunlayarak görevli polis memurlarını yaraladılar.
11.01.1971'de İşbankası'nın ankara Emek Şubesini silah tehditiyle soydular.
Bu olaylardan sonra gizlendikleri yerde görevli olan avukat, icra memuru, polis, kapıcı, şöför, çilingiri bağlayarak kaçtılar.
15.02.1971'de ABD'li bir eri kaçırdılar.
04.03.1971'de ABD'li 4 çavuşu kaçırdılar.
27.02.1971'de silah tehditiyle ODTÜ'de görevli bir kişinin arabasını çaldılar.
Daha sonra Nurhak Dağlarında kır gerillası eyleminde bulunmak amacıyla Ankara'dan ayrıldılar.
16.03.1971'de Sivas'ın Şarkışla ilçesinde güvenlik kuvvetleriyle silahlı çatışmaya girdiler.
Zorla evine girdikleri bir astsubayın eşini tabancayla yaraladılar. Silahla tehdit ettikleri astsubayı da yanlarına alarak bir jiple kaçtılar daha sonra Gemerek ilçesine kadar yol boyunca güvenlik güçleriyle silahlı çatışmaya girdiler.
THKO (Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu):
Deniz Gezmiş'in kurduğu örgüt THKO bir terör örgütüdür. İlk silahlı eylemini 29 Aralık 1970 tarihinde gerçekleştiren Türkiye Halk Kurtuluş Ordusu, bütün bir 12 Mart yarı-askeri dönem boyunca varlığını sürdürdü. Türkiye Halk Kurtuluş Partisi-Cephesi (THKP-C) ile birlikte sözkonusu döneme damgasını vurdu. Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan'ın idamlarını önlemek için gerçekleştirdikleri ortak eylemin sonucu olarak THKP-C'den 8, THKO'dan 2 militanın Kızıldere'de öldürülmeleri, Silahlı Devrim Cephesi kavramının yerleşmesini ve siper kardeşliği-yoldaşlığı kavramının ortaya çıkmasını sağladı.
Deniz Gezmiş'in arkadaşlarından Ömer Ayna'nın çok yakın akrabası olan Emine Ayna, şu anda BDP'nin (yani PKK'nın siyasi uzantısından) vekillerindendir (Ömer Ayna'nın yetiştirdiği militanlardandır aynı zamanda).
Apo ve Deniz Gezmiş:
Apo'nun biyografisinden bir bölüme baktığımızda, Deniz Gezmiş'in PKK'lılarla ilişkisini daha iyi anlarız.
Apo'nun hayatında Deniz Gezmiş'in yeri: Diyarbakır'daki görevinden, Bakırköy Tapulama Müdürlüğü'ne atanıp İstanbul'a geldi. 1971 yılında da İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ne kayıt yaptırdı. Öcalan aynı yıl Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ne yatay geçiş yaptı. 12 Mart 1971 muhtırasının ardından, Mahir Çayan'ın öldürülmesi ve Deniz Gezmiş'in tutuklanması üzerine okulda başlayan boykot eylemlerine o da katıldı, sol yumruğunu havaya kaldırıp, "Bağımsız Türkiye" diye bağıranlardan biri de oydu. 8 Nisan 1972'de gözaltına alındı, Mamak Askeri Ceza Evi'ne konuldu. Sıkıyönetim Askeri Mahkemesi'nce üç ay hapis cezasına çarptırıldı, davanın sonuçlandığı tarihe kadar yaklaşık yedi ay ceza evinde yattı. 1970’li yıllarda Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamlarını protesto için Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde yapılan “boykot eylemleri”nin öncülerinden biri olması sebebiyle güvenlik birimlerinin yakın takibindeydi. Bu eylemler üzerine kısa süreli olarak gözaltına da alınan Öcalan, Güneydoğu kökenli bir isim olması ve sivrilmesi sebebiyle, sürekli olarak MİT tarafından kontrol altına alınmak istendiği hezeyanı ile yaşadı. Uğur Mumcu’nun Kürt Dosyası kitabında ayrıntılı olarak işlediği, Öcalan’ın da Mahir Sayın ile yaptığı konuşmaları içeren Erkeği Öldürmek kitabında anlattığı Kesire Öcalan ve Pilot Necati (Necati Kaya) olayları bu hezeyanın başlangıcını oluşturuyor.
Videoları izleyin, Deniz Gezmiş denen eşkıyayı seven, sevgiyle anan, örnek alan, örnek gösteren herkes bu PKK'lıylarla aynı duygu ve düşünceleri paylaşmaktadır:
Deniz Gezmiş, PKK'lıların en çok saygı duyduğu birkaç kişiden biridir. Aşağıdaki haber bağlantılarına bakmanız yeterlidir.
Hep söyledik, yine söylüyoruz: Terörün sağcısı, solcusu, ırkçısı, ırkı, milliyeti, dini, dinlisi, dinsizi, Müslümanı, Hıristiyani, Musevisi, Türkü, İngilizi, Yunanı, Ermenisi, Kürdü, Arabı, İtalyanı, Almanı, Rusu, Çeçeni, komünisti, sosyalisti, faşisti, şucusu, bucusu olmaz. Terör bir insanlık suçudur. PKK, ASALA, Taşnak, Hınçak, ETA, IRA, THKO, DHKPC, İBDAC, Hizbullah, Taliban, Çeçen militanlar; hepsi aynı kapıya çıkar.
Tüm bunlara rağmen, yani bunları bile bile Deniz Gezmiş'i savunuyorsanız gerçeklerden haberdar olmayan birisinizdir veya bile bile bir teröristin savunuculuğunu yapıyorsunuz demektir. Bunun bir başka izahı yoktur.